YANGINI SÖNDÜRMEK DEĞİL, ÖNLEMEK!
.

BORA KAŞLI
-Bir kibrit çöpü, bazen bir ülkenin nefesini kesebilir. “Ciğerim yanıyor” deriz ya, en yakınımız acı çektiğinde…
Ormanlar yanarken bu artık bir benzetme değil.
Gerçekten ciğerimiz yanıyor.
Çünkü orman sadece ağaç değildir. Nefesimizdir, suyumuzdur, toprağımızdır. Kuşun yuvası, arının çiçeği, çiftçinin ekmeği, yaban hayatının evidir.
Ve evet, yangın kuşağındayız.
Peki çözüm ne?
Daha çok uçak mı? Daha modern helikopterler mi? Daha fazla arazöz mü?
Hepsi gerekli.
Ama asıl mesele yangını daha iyi söndürmek değil, hiç çıkmamasını sağlamaktır.
RAKAMLAR GERÇEĞİ SÖYLÜYOR
Yangınların büyük kısmı insan kaynaklı.
Yani mücadele sadece havada değil; tarlada, köyde, yol kenarında, enerji hatlarında ve insan davranışında başlamalı.
Akdeniz’de sıcaklık, düşük nem ve rüzgâr birleştiğinde küçük bir kıvılcım bile saatler içinde felakete dönüşebilir.
Bu yüzden artık sadece müdahale süresini değil, yangını önceden görmeyi konuşmalıyız.
YANGINDAN ÖNCE HAREKET ETMEK
Bugün elimizde uydu verileri, meteoroloji, termal kameralar, dronlar ve yapay zekâ var.
Sıcaklık, nem, rüzgâr, bitki kuruluğu ve insan hareketi birlikte analiz edilerek yangın risk haritaları üretilebilir.
Sistem şunu diyebilmeli:
“Yarın 14.00–18.00 arası bu bölgede risk çok yüksek.”
Sonra ne olacak?
Arazöz yangından önce orada olacak.
Drone havada olacak.
Enerji hatları kontrol edilecek.
Köylü ve çiftçi uyarılacak.
Devriyeler artırılacak.
Yani ateş bizi beklemeyecek.
Biz ateşi bekleyeceğiz.
EN BÜYÜK GÜÇ: İNSAN
Türkiye’nin en büyük avantajı insanıdır.
Ormancımız canını ortaya koyar. İtfaiyecimiz günlerce uyumaz. Köylümüz traktörüne tankeri takıp yangına koşar.
Bir oğlağı kurtarmak için bile ateşe giren insanlar var.
Bu ruh, bilimle birleşirse dünyaya örnek bir model doğar.
Yangın riski yüksek köylerde eğitimli gönüllüler, su tankerleri, ekipman ve hazır tahliye planları olmalı.
Çünkü ilk dakikalar, bazen en pahalı müdahaleden bile değerlidir.
EN UCUZ YANGIN, ÇIKMAYAN YANGINDIR
Uçağımız da olsun.
Helikopterimiz de.
Arazözümüz de.
Ama başarıyı bunların sayısıyla ölçmeyelim.
Kaç yangını başlamadan durdurduk?
Asıl soru bu olmalı.
Rüzgârı durduramayız.
Sıcak yazları değiştiremeyiz.
Ama ihmali azaltabiliriz.
Bilimi kullanabiliriz.
Eğitebiliriz.
Hazırlayabiliriz.
Teknolojiyi ormana taşıyabiliriz.
Ormancımızın kahramanlığına güveniyoruz.
Ama görevimiz onu ateşin içine göndermek değil, ateşi hiç çıkarmamaktır.
SOMUT ADIMLAR: ARTIK SÖZ DEĞİL EYLEM ZAMANI
Bugün yapılması gerekenler nettir:
1. Ulusal Yangın Erken Uyarı Ağı kurulmalı.
Uydu, meteoroloji ve yapay zekâ entegre edilerek saatlik risk haritaları üretilmeli ve tüm yerel birimlere otomatik alarm sistemi kurulmalı.
2. Her yangın riski yüksek köyde “Yerel Orman Gönüllü Birlikleri” oluşturulmalı.
Eğitimli, donanımlı ve tatbikat yapan bu birlikler ilk müdahale gücü olarak sistemin parçası olmalı.
3. Enerji hatları ve kritik orman bölgeleri için zorunlu önleyici bakım ve denetim sistemi getirilmeli.
Riskli günlerde otomatik kesinti ve koruma protokolleri devreye girmeli.
SON SÖZ: BU BİR TERCİH DEĞİL, MECBURİYETTİR
Çünkü orman vatanın ciğeriyse;
onu korumak bir seçenek değil, bir zorunluluktur.
Ve artık bekleme lüksümüz yok.
Ne yangını…
Ne de kaybı…
Biz bu ülkenin ormanlarını söndürmek için değil, yanmadan yaşatmak için varız.