09 Nisan 2026 - Perşembe

BİLİMLE BÜYÜYEN BİR NESİL:

TÜBİTAK 2204-B VE GELECEĞİN HİKÂYESİ

Yazar - BORA KAŞLI
Okuma Süresi: 4 dk.
25 okunma
BORA KAŞLI

BORA KAŞLI

-
Google News

TÜRKİYE’NİN dört bir yanında binlerce ortaokul öğrencisinin hayalleri, fikirleri ve emeği bu yıl da Tübitak çatısı altında buluştu. 2204-B Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın 2026 yılı sonuçları açıklandığında, aslında sadece bir yarışmanın değil; umut dolu bir geleceğin de kapıları aralandı.

   30 bini aşkın öğrencinin katıldığı, yaklaşık 20 bine yakın projenin değerlendirildiği bu büyük organizasyon, ülkemizde bilime olan ilginin ne denli güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Ve bu büyük kalabalığın içinde, bizim de bir hikâyemiz vardı…

   Danışmanlığını yürüttüğüm “Su Tasarrufu Sağlayan Pekiştirmeli Öğrenme Tabanlı Avokado Sulama Teknolojisi (AvoSuTek)” projesi ile bölge üçüncülüğü elde ettik. Bu başarı yalnızca bir derece değildir. Bu; bir fikrin, bir emeğin, bir inancın somut karşılığıdır.

   AvoSuTek projesi, avokado bitkilerinin sağlıklı gelişimi için gerekli sulama miktarını en doğru şekilde belirlemeyi amaçlayan yapay zekâ destekli bir sistemdir. Sistem; toprak nemi, hava nemi ve sıcaklık verilerini sensörler aracılığıyla toplar ve analiz eder. Kullanılan DHT11 sensörü sıcaklık ve hava nemini ölçerken, toprak nem sensörü toprağın ihtiyacını doğrudan belirler. Elde edilen tüm veriler güvenli bir şekilde bulut tabanlı veri tabanına aktarılır.

   Projenin en dikkat çekici yönü ise pekiştirmeli öğrenme yaklaşımıdır. Sistem, her sulama işleminden sonra aldığı geri bildirimlerle kendini geliştirir ve bir sonraki sulama için en uygun miktarı belirler. Böylece su motoru yalnızca ihtiyaç kadar çalışır ve röle sistemi ile kontrol edilir.

   Sonuç olarak; sulama artık rastgele değil, ölçüme ve yapay zekâ verilerine dayalı yapılmaktadır. Toprağın nem dengesi korunur, gereksiz su kullanımı önlenir ve tarımda sürdürülebilir bir yaklaşım ortaya konur. Bu çalışma, makine öğrenmesinin tarımda hem verimliliği artıran hem de çevreyi koruyan güçlü bir araç olduğunu açıkça göstermektedir. Ancak asıl önemli olan kazandığımız derece değil, bu sürecin öğrencilerimize kazandırdıklarıdır.

   Bilimsel proje hazırlayan bir öğrenci sorgulamayı öğrenir. Sadece “ne” olduğunu değil, “neden” ve “nasıl” olduğunu merak eder. Problemlere çözüm üretir, pes etmemeyi deneyimler. En önemlisi de, kendi potansiyelinin farkına varır.

   Bugün bir ortaokul öğrencisinin hazırladığı bir proje; yarının teknolojisine, tarımına, sağlığına yön verebilir. Belki de küçük bir ilçede başlayan bir fikir, gelecekte milyonların hayatını kolaylaştıracak bir buluşa dönüşebilir. Bu yüzden her öğrencinin bu tür bilimsel faaliyetlere katılması bir tercih değil, bir gerekliliktir. Çünkü bilim, sadece laboratuvarlarda değil; merak eden her zihinde doğar.

   Öğrencilerimiz bu süreçte sadece akademik bilgi kazanmazlar; aynı zamanda özgüven geliştirirler. Bir topluluk önünde konuşmayı öğrenirler. Eleştirilere açık olmayı, hatalarından ders çıkarmayı ve yeniden denemeyi deneyimlerler. İşte gerçek eğitim tam da burada başlar.

   Bizler öğretmenler olarak sadece bilgi aktaran değil; yol açan, ilham veren bireyler olmalıyız. Bir öğrencinin hayatına dokunmanın en güzel yolu, onun hayal kurmasına izin vermek ve o hayali gerçeğe dönüştürmesine rehberlik etmektir.

   Unutmayalım;

   Bir ülkenin gerçek zenginliği, yer altındaki kaynakları değil, yetiştirdiği genç beyinlerdir. Ve o beyinler bugün, bilimle büyüyor.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları