KÜRESEL GÜCÜN SON DANSI: VENEZUELLA’DAN GAZZE ’YE UZANAN SAVUNMA
.

BORA KAŞLI
-“Eski Amerika yok.” Bu cümle, yalnızca bir tespit değil; bir dönemin kapandığını ilan eden tarihsel bir hüküm. Dünyayı hizaya sokan bir ekonomi, tek başına caydırıcılık üreten bir silahlı güç, kuralları tek merkezden yazan bir hegemon… Bunların hepsi, artık geçmişin vitrini. Bugün Amerika’nın karşısında yalnızca itirazlar değil, silahlı ve siyasal bir duvar var. Çin’den Rusya’ya, İran’dan Türkiye’ye uzanan bu hat, tek kutuplu düzenin sonunu işaret ediyor.
Bu koşullarda Amerika bir sınavdan geçiyor. Tarih, benzer sınavların sonuçlarını saklamaz. Gücün ölçüsüzlüğü, kibirin körlüğü ve zorbalığın sürekliliği; sonunda çöküşü davet eder. Hitler’in sonu, sadece askeri bir yenilgi değildi; bir dünya tasavvurunun iflasıydı. Bugün benzer bir yola girenler, tarihin tozlu raflarında aynı akıbete yürürler. Güç, meşruiyetle desteklenmediğinde; ekonomi, adaletle buluşmadığında; silah, siyasetin yerine geçtiğinde geriye yalnızca yıkım kalır.
Türkiye’de ise bu küresel kırılmayı perdelemek isteyen bir kara propaganda devrede. Medyadaki aparatların düğmesine basılıyor; algı operasyonları hız kazanıyor. “Venezuela’dan bize ne?” deniliyor. Oysa mesele mesafe değil, cephe meselesidir. Venezuela uzak değildir; çünkü emperyal kuşatmanın neresinde durduğunuz, sizin savunma hattınızı belirler. Venezuela’nın direnci, okyanus ötesinden Türkiye’nin direncine eklenen bir katkıdır. Bugün orada tutulan mevzi, burada kurulan dengeye dokunur.
Aynı hakikat Filistin için de geçerlidir. Türkiye’nin savunması yalnızca sınırlarında başlamaz; Filistin’den başlar, Gazze’den geçer. Kahraman Gazze halkının direnişi, yalnızca kendi toprağını savunmak değildir; adaleti, onuru ve uluslararası hukuku ayakta tutma çabasıdır. Bu direniş, Türkiye’nin de içinde olduğu daha geniş bir adalet cephesinin parçasıdır.
Bugün dünya, yeni bir denge arayışındadır. Eski reçeteler işlemiyor; eski tehditler caydırmıyor. Güç merkezleri çoğalıyor, halkların iradesi siyaset sahnesine geri dönüyor. Bu tabloda Türkiye’ye düşen, propagandaya teslim olmak değil; tarihin bu eşiğinde nerede durduğunu bilmektir. Çünkü savunma, yalnızca silahla değil; akılla, dayanışmayla ve doğru yerde durmakla yapılır.
Eski Amerika yok. Yeni dünya, direnenlerin omuzlarında yükseliyor.