19 Şubat 2026 - Perşembe

EPSTEİN’DAN MÜSTEMLEKE PSİKOLOJİSİNE: KÜRESEL PROPAGANDANIN SESSİZ ESİ

.

Yazar - BORA KAŞLI
Okuma Süresi: 4 dk.
7 okunma
BORA KAŞLI

BORA KAŞLI

-
Google News

EPSTEİN dosyası yalnızca bir suç hikâyesi değildir. O dosya, gücün nasıl kutsandığını; paranın, ahlakın yerine nasıl geçtiğini; popüler kültürün çürümüş damarlarını gözler önüne seren bir semboldür. Ama asıl mesele bir finansçının kirli ilişkileri değil. Asıl mesele, bu düzeni sorgulamadan alkışlayan zihinlerdir. Bu propagandayı sessizce boyun eğerek kabul edenlere sesleniyorum… Siz… İşte o makinenin esirisiniz. Yıllarca bizim coğrafyalarımıza müstemleke valisi edasıyla gelip insan hakları dersi verenleri izlediniz. Avuçlarınız patlayana kadar alkışladınız. Onlar gittikten sonra sözlerini adeta mutlak hakikat gibi tekrar ettiniz.

Beyninize yazılan anlam kodları, sizi zihinsel bir teslimiyete sürükledi. Tam da Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi’nde tarif ettiği o ironik çelişki gibi: İnsan, özgürleştiğini zannederken kendini bir başka iradeye teslim edebilir.

Sorgulamadan, veriye dayanmadan, “medeniyetin merkezi Batı’dır” ön kabulüyle hareket ettiniz. Onların her tavsiyesini ilerleme sandınız. Onların her eleştirisini mutlak doğru kabul ettiniz.

Uyarsanız daha iyi olacağınızı düşündünüz. Belki bir gün kulübe kabul edilme hayaliyle yaşadınız. Sizi eşit değil, “yakın çalışan” yapmalarını bile bir lütuf saydınız. Arada diklenirseniz cezalandırılabileceğinizi de öğrendiniz. Ama bu cezayı bile “medeniyet dersi” olarak yorumlamaya hazır hale geldiniz.

En tehlikelisi ise şu oldu:

Kendi değerlerinize mesafe koymayı erdem sandınız.

Tarihinizi küçümsediniz.

Kültürünüzü folklor düzeyine indirdiniz.

Ailenizi, geleneklerinizi, yerli müziğinizi, şivelerinizi, bayram sabahlarını “geri kalmışlık emaresi” gibi görmeye başladınız. Oysa bu topraklar; Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Cumhuriyet’ten modernleşme atılımlarına kadar kendi sentezini üretmiş bir medeniyet birikimine sahipti. Atatürk’ün devrimleri, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinin ürünüdür. Osmanlı, üç kıtada siyasal ve kültürel bir düzen kurmuş bir imparatorluktur.

Bu coğrafyanın tasavvufu, müziği, dili ve halk kültürü bir hafızadır. Fakat popüler kültür size başka bir hikâye anlattı:

“Kendi kabuğunu beğenme. Başka bir kalıba gir.”

İsimlerden zevklere, yaşam biçiminden düşünme kalıplarına kadar bir benzeşme dayatıldı. Bu psikoloji, dünyanın başka bölgelerinde yaşanan trajedilere karşı da duyarsızlaştırdı. Çünkü merkezdeki anlatı ne diyorsa, onu tekrar etmek güvenliydi. Epstein dosyası işte bu yüzden önemlidir. Çünkü güç ve şöhretin kutsandığı bir sistemde, ahlak ikinci plana atılır.

Ve bu sistem yalnızca ekonomik değil; kültüreldir.

Popüler kültür size neyi alkışlamanız gerektiğini öğretir.

Kime öfkelenmeniz gerektiğini öğretir.

Kimi görmezden gelmeniz gerektiğini öğretir.

Ve en sonunda şunu fısıldar:

“Kendi değerlerine güvenme. Sana doğruları biz söyleyelim.”

Oysa gerçek medeniyet, taklit değil; sentez üretir.

Gerçek özgürlük, teslimiyetle değil; bilinçle başlar.

Sorulması gereken soru şudur:

Küresel güç ilişkilerinin ürettiği anlatıyı mı tekrar edeceğiz,

Yoksa kendi tarihimizin, kültürümüzün ve bağımsızlık geleneğimizin içinden yeni bir dil mi kuracağız?

Çünkü çürüme yalnızca bir adada başlamaz.

Çürüme, zihinsel teslimiyetle başlar.

Ve bir toplum, kendi değerlerini savunmayı bıraktığı gün;

Başkalarının yazdığı senaryonun figüranı haline gelir.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları