YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI VE SÜREGELEN YÜKLERİMİZ
.

HÜSEYİN ŞENGÖZ
-YENİ eğitim öğretim yılı, çalan ilk zille birlikte resmen başladı. Her Eylül ayında olduğu gibi sınıflar doldu, bahçeler çocuk cıvıltılarıyla şenlendi. Ancak bu tatlı heyecanın perde arkasına baktığımızda, zillerin çalmasıyla birlikte eski ve derin sorunların da yeniden kapımızı çaldığını görüyoruz. Eğitimin tüm paydaşları için umut dolu bir başlangıç dilemek istesek de, çözüm bekleyen meseleleri dile getirmek gazetecilik sorumluluğumuzun bir gereğidir.
Bugünkü yazımda özellikle iki temel konunun üzerinde durmak istiyorum: Taşımalı eğitimin getirdiği fırsat eşitsizliği ve okullarımızdaki güvenlik kaygıları.
TAŞIMALI EĞİTİM VE KIRSALDAKİ ÖĞRENCİNİN OMUZUNDAKİ YÜK
Şehir merkezinde, okuluna yürüme mesafesinde oturan öğrencilerimiz bu konuda şüphesiz çok şanslı. Sabah makul bir saatte uyanıp birkaç dakika içinde sırasına oturabiliyor; öğle arasında evine geçip annesinin hazırladığı sıcak sofrada yemeğini yiyebiliyor.
PEKİ YA KIRSAL MAHALLELERİMİZDE YAŞAYAN ÇOCUKLARIMIZ?
İlçemizin köylerinde, kırsalında ikamet eden vatandaşlarımızın evlatları, merkezdeki emsallerine göre her sabah 2,5 - 3 saat daha erken uyanmak zorunda kalıyor. Gün henüz aydınlanmadan yollara düşüyor, soğukta servisin yolunu gözlüyor. Saatler süren yolculuğun ardından okula ulaşan bir çocuğun dersin ilk saatlerinde ne kadar zinde kalabileceğini takdirlerinize bırakıyorum.
Ders bitiminde yorgun argın evine dönen bu çocuklarımız için mesaile bitmiyor. Kırsal yaşamın doğası gereği, ev halkına tarlada, bahçede ya da hayvancılıkta yardım etmek zorunda kalıyorlar. Şehir merkezindeki öğrenci eksik kaldığı dersi özel dersle ya da destek kurslarıyla telafi edebilirken, kırsaldaki öğrencinin böyle bir imkânı da bulunmuyor. Haliyle bu durum, akademik başarıda ciddi bir dengesizliği ve fırsat eşitsizliğini beraberinde getiriyor. Aynı sınava giren ama tamamen farklı hayat şartlarında yarışan çocukların mücadelesine tanıklık ediyoruz.
OKUL GÜVENLİĞİ TEDBİRLERİ YETERLİ Mİ?
Bir diğer hayati mesele ise okullarımızın güvenliği. Geçen yıl Kahramanmaraş ve Adana’da yaşanan ve hepimizin hafızasında derin yaralar açan müessef olayları halen unutmadık. Okul çatısı altındaki hiçbir çocuğumuzun ya da öğretmenimizin güvenlik endişesi taşımasına müsaade edilmemelidir.
Giriş-çıkış kontrollerinden güvenlik personeli istihdamına, okul çevrelerindeki denetimlerden muhtemel risklerin önlenmesine kadar Millî Eğitim Bakanlığı’nın ve yetkili kurumların bu yıl çok daha somut, caydırıcı tedbirler almış olmasını temenni ediyoruz. Velilerin gözü arkada kalmadan çocuklarını okula teslim edebilmeleri en temel haktır. Tüm bu zorluklara, imkân eksikliklerine ve çözüm bekleyen sorunlara rağmen, eğitimin bir toplumun bel kemiği olduğunu unutmuyoruz. Bizlere düşen, aksayan yönleri dile getirmek ve takipçisi olmaktır.
Yeni eğitim öğretim yılının; tüm zorluklara göğüs geren fedakâr öğretmenlerimize, evlatlarının geleceği için gayret gösteren velilerimize ve her şartta azimle okumaya çalışan tüm öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyor, başarılar temenni ediyorum.
Kalın sağlıcakla...
