EMNİYETİN GÖREVİ NE, GAZETECİNİN GÖREVİ NE?
.

HÜSEYİN ŞENGÖZ
-DEĞERLİ okuyucularım… Bugün sizlere geçtiğimiz günlerde bizzat yaşadığım ve “Bu kadar da olmaz” dedirten bir olayı anlatacağım. Çünkü bazı şeyleri artık açık açık konuşmanın zamanı geldi de geçiyor bile…
Geçtiğimiz hafta yakınlarımdan birisinin trafik kazası geçirdiği haberini aldım. Doğal olarak olay yerine gittim. Ben vardığımda emniyet güçlerimiz görev başındaydı. Kaza alanı güvenlik şeridiyle çevrilmiş, ekipler delil topluyor, olay yeri inceleme çalışmalarını sürdürüyorlardı. Vatandaşlar da doğal olarak merak içerisinde bekliyordu.
Ben kazazedenin yakını olmama rağmen görev yapan polislerimize saygı gösterdim. “Cumhuriyet Savcısı gelecek, inceleme bitmeden kimse yaklaşamaz” dediler. Ben de devletin görevini yaptığını bilerek geri çekildim.
Çünkü devlet ciddiyet ister… Kural herkese eşit uygulanırsa devlet öyle ciddi olur. Fakat orada öyle bir manzara vardı ki insanın aklıyla adeta alay ediliyordu.
İlçemizde geçmişte matbaacılık yapan, bugün ise kendisini “gazeteci” diye pazarlamaya çalışan bir şahıs, emniyet müdürünün yanında adeta olayın sahibi gibi dolaşıyordu. Bir elinde telefon görüntü çekiyor, diğer taraftan olay yeri incelemeye yön vermeye çalışıyor…
Yetmiyor… Görevini yapmaya çalışan kadın polis memuru yüksek sesle: “Ben görevimi yapamıyorum, gazeteciyi benden uzak tutun!” diye tepki gösteriyor.
Ama ne hikmetse kimse oralı olmuyor! Bunu duyan devletin diğer polisleri duymazdan geliyorlar vatandaşı uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Sözde gazeteci dönüyor tekrar emniyet müdürünün yanına geçiyor, sohbet etmeye devam ediyor…
Şimdi ben buradan açık açık soruyorum: Bu ilçede gazeteciliği gerçekten yapan insanlara uygulanan kurallar, bazı şahıslara neden uygulanmıyor?
Ben, yıllardır bu mesleğin içinde olan bir gazeteci olarak, üstelik kazazedenin yakını olmama rağmen güvenlik şeridinin gerisinde bekliyorsam; cebinde polis telsiziyle gezen, kendisini devletin üstünde gören bu şahsa bu ayrıcalığı kim veriyor?
Gazetecilik; olay yerine dalıp devletin görevine müdahale etmek değildir!
Gazetecilik; polisle iç içe görüntü verip güç devşirmek değildir!
Gazetecilik; devletin makamlarını kullanarak insanlara gözdağı vermek hiç değildir!
Gazetecinin görevi kamuoyunu bilgilendirmektir.
Emniyetin görevi ise olayın güvenliğini sağlamak ve soruşturmayı sağlıklı yürütmektir.
Kimsenin görevi birbirinin alanına müdahale etmek değildir.
Bugün bir gazeteci müsveddesi olay yeri incelemeye müdahale edebiliyorsa, yarın başka biri çıkar savcıya akıl vermeye kalkar. Devlet düzeni böyle çürür.
Buradan açık çağrımdır: Başta Cumhuriyet Savcılarımız olmak üzere, Cumhuriyet Başsavcılığı’nı bu konuda göreve davet ediyorum.
Devletin kurumlarına istediği gibi girip çıkan, görev yapan memurlar üzerinde baskı oluşturan, kendisini dokunulmaz sanan bu şahıslar hakkında artık gerekli sınırlar çizilmelidir.
Hiç kimse devletten büyük değildir! Hiç kimse gazetecilik kisvesi altında devletin görevini gölgeleyemez!
Bu millet gerçek gazeteciyi de bilir, menfaat peşinde koşan sözde gazeteciyi de çok iyi tanır.
Kalın sağlıcakla…
Tüm okuyucularımın Kurban bayramını şimdiden kutluyorum.