EBEVEYNLERE KRİTİK UYARILAR
.

GAZİPAŞA İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Psikolog Fahriye Keskin, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen sarsıcı okul saldırılarının ardından toplumsal bir güven krizi ve derin bir travma yaşandığına dikkat çekti. Keskin, özellikle çocukların dünyayı güvenli bir yer olarak algılamaya devam edebilmeleri için ailelerin ve eğitimcilerin izlemesi gereken yol haritasını açıkladı.
14-15 Nisan 2026 tarihlerinde yaşanan trajik olayların temel güven duygusunu zedelediğini belirten Psikolog Fahriye Keskin, okulların fiziksel ve psikolojik kaleler olması gerektiğini vurguladı. Keskin, olayların perde arkasındaki risk faktörlerine şu sözlerle değindi:
“Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılar, sadece fiziksel bir zarar vermemiş, toplumsal bir kaygı dalgası yaratmıştır. Özellikle saldırganlardan birinin 14 yaşında bir öğrenci olması; akran zorbalığı, silaha erişim kolaylığı ve dijital şiddetin çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne sermiştir."
Öğretmenlerin hedef alınmasının eğitim camiasında "mesleki tükenmişlik" ve korkuyu tetikleyebileceğini belirten Keskin, saldırganların profilindeki sosyal izolasyon ve birikmiş öfke detaylarına dikkat çekti.
Çocukların dünyayı "tehlikeli" olarak kodlamaması için ebeveynlerin rehberliğinin hayati önem taşıdığını ifade eden Keskin, güven duygusunu yeniden inşa etmek için şu somut önerilerde bulundu:
“Olaylardan etkilenen öğrenci, öğretmen ve aileler için ruh sağlığı uzmanından psikolojik destek almaları önerilmektedir. Çocuklara açıklama yapılmalıdır. Yapılacak açıklamalarda korku uyandırmayan ama gerçeği desaklamayan, güven verici bir dil kullanılmalıdır.
ÇOCUKLARA NASIL ANLATILMALI
Bu tür sarsıcı haberler, çocuklarda dünyanın artık güvenli bir yer olmadığı algısını yaratabilir. Çocukların yaş grubuna ve olayı nasıl öğrendiklerine göre (tanık mı, uzaktan mı duydu) göre yaklaşım değişebilir ancaktemel prensip "güven duygusunu yeniden oluşturmak"tır. Öncelikle çocuk ile konuşmadan önce kendimiz sakin olmalıyız.
"Okulda veya internette bir şeyler duymuş olabilirsin, neler duydun?" diyerek başlayabiliriz. Çocuğun yaşı küçükse, okul öncesi dönemdeyse detay vermeden üzücü bir durumun oluştuğunu ama yanında olduğumuzu söyleyebiliriz. Çocuk okul dönemindeyse gerçeği çarpıtmadan ama yine de çok detay vermeden konuşabiliriz.
Çocuklarda "Aynısı benim okulumda da olur mu?"korkusu ortaya çıkabilir. Bu yüzden okuldaki güvenlik önlemlerinden bahsedebiliriz. Sadece saldırı ve saldırgandan değil yardım eden polislerden, doktorlardan bahsedebiliriz.
Televizyondaki görüntüler, sosyal medyadaki şiddet videoları veya olay yeri fotoğrafları ikincil travmayasebep olur. Çocuğun yanında haber izlememeye ve sosyal medyadan uzak durmaya çalışabiliriz.
Çocuğun duygularına alan açmalıyız. “Korkma” demek yerine "Korkman çok normal, ben de duyduğumda üzüldüm ama şu anda beraberiz ve güvendeyiz" diyerek duygularına yer verebiliriz. Özellikle çocuklar için günlük rutinleri aksatmamak önemlidir. Akşam yemeği saati, ödev saati, oyun saatgibi günlük alışkanlıkları devam ettirebiliriz.
Çocuk sadece ailesinden ve okul ortamından bilgiler almıyor, sosyal medyadan, televizyondan, oyundan da bilgiler alıyor. Çocukların zihninden neler geçtiğini her zaman bilemiyoruz. Gördüğü olaylara, izlediği dizilere, oynadığı oyunlara nasıl anlamlar yükleyeceğini kontrol edemiyoruz. Dolayısıyla çocukların şiddet içerikli haberler, diziler, filmler ve özellikle oyunlara karşı maruziyetini elimizden geldiğince azaltmalıyız.
Yaşanan bu büyük travmanın derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Hayatını kaybeden öğretmenlerimize ve evlatlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine güç ve yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Başımız sağ olsun.”







